Maden Hukuku Kapsamında Kamulaştırma Sorunu

Avukat Şafak HERDEM, MBA GBS Avukatlık Bürosu

Aşağıda yayınladığımız makalenin tüm hakları yazarına aittir. Yazarın yazılı izni alınmaksızın kopyalanması, alıntı sınırlarını aşan miktarda alıntılar yapılması gibi durumlarda, ilgililer hakkında yasal takip işlemleri başlatılacaktır.

Özellikle son zamanlarda basına yansıyan haberlerden de takip ettiğimiz üzere işletme ruhsatı sahibi şirketlerin, işletme ruhsat süresi boyunca ruhsat alanında kalan özel mülkiyet arazilerinde madencilik faaliyet için aldıkları kamulaştırma kararları son derece tartışmalara sebep olmuş ve kimi çevreler bakımından konunun siyasi düzleme taşınması neticesinde yaşanan sıkıntıları irdelemek bakımından konunun hukuki boyutunun ele alınması gerekliliği hissedilmiştir.

3213 sayılı Maden Kanunu’nun “İrtifak, İntifa Hakkı ve Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesi uyarınca;“ Maden arama dönemi içerisinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için madenci, Bakanlığa müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir.İrtifak ve/veya intifa hakkı karşılığı, Kamulaştırma Kanununa uygun olarak seçilecek bilirkişiler tarafından tespit edilir.Arama süresi sonunda işletme talebi söz konusu olduğu takdirde tesis edilen irtifak ve/veya intifa hakkının süresi işletme süresini geçmemek kaydıyla uzatılabildiği gibi yeni irtifak ve/veya intifa hakkı talebinde de bulunulabilir. İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmaz, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça1 kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır.Kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedeli işletme ruhsatı sahibi tarafından ödenir.Kamulaştırılan taşınmaz, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edilir.Kamulaştırılan taşınmazın, maden işletme faaliyetleri için lüzum kalmadığının Bakanlıkça tespiti halinde, Kamulaştırma Kanununda öngörülen usul ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususu, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edilir. Eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmaz Hazineye kalır. Tapu siciline konulan şerhler Bakanlığın müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silinir. Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerde yapılan madencilik faaliyetleri için bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra kira, ecrimisil alınmaz.I. Grup2 madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için kamulaştırma hükümleri uygulanmaz.”

Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin “İrtifak, İntifa Hakkı ve Kamulaştırma İrtifak ve İntifa Hakkı” başlıklı 61. vd. maddeleri uyarınca ise;
“ Maden arama ve işletme dönemleri içerisinde faaliyet sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için maden ruhsat sahibi, Bakanlığa müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir.İrtifak ve/veya intifa hakkının bedeli, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa uygun olarak seçilecek bilirkişiler tarafından tespit edilir. Ruhsat sahibi irtifak ve/veya intifa hakkını kullandığı alanı amacı dışında kullanamaz. Bu alanı süresi sonunda çevre ile uyumlu olacak şekilde terk etmek zorundadır. Aksi taktirde ruhsat sahibi irtifak ve/veya intifa hakkı kapsamında sahadaki zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Kamulaştırılması talep edilen alan, Genel Müdürlükçe oluşturulacak heyet tarafından tetkik edilir. Kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedeli işletme ruhsatı sahibi tarafından ödenir. Kamulaştırmaya, kamulaştırılması istenilen alandaki madenin işletme projesi ve rezerv durumu, bu alandaki madenin üretilip üretilmemesi durumunda bölgeye ve ülke ekonomisine fayda ve zararları, kamulaştırılması talep edilen alan dışında ruhsat sahası içinde başka alanlardaki rezerv durumuna göre üretim olanakları, bölgedeki alternatif üretim alanları, mülk sahibinin kayıpları, mülk sahibinin kamulaştırma sonrası sürdüreceği ekonomik faaliyet ve kamulaştırmadan nasıl etkileneceği ile ilgili hususlar, kamulaştırılması talep edilen alanın çevre ile ilişkileri gibi teknik ve sosyal içerikli tüm etkenler değerlendirilerek karar verilir. Kamulaştırılan taşınmaz, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edilir. Kamulaştırılan alanın kamulaştırma amacı dışında kullanıldığının tespit edilmesi haksız surette hak iktisabı sayılır. Bu alanda kamulaştırma amacı dışındaki faaliyet durdurulur. Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde ruhsat sahibince, kamulaştırılan alanın kamulaştırma amacına uygun olarak hiçbir faaliyet veya tesisat yapılmayarak taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte iade ederek, taşınmaz malını geri alabilir. Taşınmazın, kamulaştırma amacı ile ilgili kullanımına lüzum kalmadığının Bakanlıkça tespiti veya ruhsat sahibinin beyanı halinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda öngörülen usul ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli hazineye ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususu, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edilir. Eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmaz Hazineye kalır. I.Grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için kamulaştırma hükümleri uygulanmaz”
Yukarıda belirtmiş olduğumuz maden hukukunun ilgili mevzuat hükümleri kapsamında belirtmekte fayda gördüğümüz öncelikli husus, madde başlıklarında irtifak ve intifa haklarının kamulaştırma kapsamında sahip olduğu niteliktir.

İrtifak hakkı; bir eşya üzerinde hak sahibine o eşyadan yararlanma yetkisi sağlayan ayni bir hak olup herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir etkiye sahiptir. Fakat hak sahibine eşya üzerinde sınırlı bir hakimiyet tanımaktadır. Maden hukuku kapsamında tesis edilen irtifak hakları ise şahsa bağlı irtifak niteliğinde bir intifa hakkıdır. İntifa hakkı ise başkasına ait bir eşya, hak veya malvarlığı üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma imkanı sağlayan bir irtifak hakkıdır. Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 61. maddesinin 8. ve 9. fıkraları hükmünün ruhundan anlaşıldığı kadarıyla maden hukuku kapsamında tanınan tüm irtifak haklarının şahsa bağlı, idari bir karar sonucu oluşan idari bir irtifak olduğu söylenebilir.

Kamulaştırma ise; hukukumuzun temel yasa metinlerinde açık bir tanım bulmamakla birlikte; “Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi3” şeklinde tanımlanabilir. Kamulaştırma müessesesinin yukarıda belirtmiş olduğumuz irtifak ve intifa haklarının tesisinden ayrı ve idari bir düzenleme olduğunun tespit edilmesi için, öncelikle kamulaştırmanın idare hukukunun beş temel öğesi kapsamında irdelenmesinde fayda görülmektedir.

Yetki bakımından kamulaştırma, kamu gücünün kullanılması sonucu ortaya çıktığı ve özel mülkiyete ağır bir darbe oluşturduğu için ancak, Devlet ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yapılabilir.
Kamulaştırmada neden ve amaç öğeleri ise birlikte değerlendirilmekle birlikte kamu yararını sağlamak amacıyla yapılması gerektiğinden somut olaydaki kamu yararının ortaya konulması gerekmektedir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesi, kamulaştırma işleminin konusunu “taşınmaz mal” yanında, “kaynaklar” ve “irtifak hakları” olarak da saptamış olup, kamulaştırmanın , idari işlemin öğeleri açısından irdelenmesine son olarak yöntem ve biçim öğesi ile devam edilebilir.

İşte tam da bu noktada belirtmek gereği duyduğumuz husus, Maden Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği’nde yer alan irtifak, intifa ve kamulaştırma başlıklarının özellikle kamulaştırma niteliğindeki idari işlemin konusunu oluşturan idari irtifaktan ibaret olduğudur. İdareye başvuru suretiyle tesisi istenilen bu tür hakların kamulaştırma kapsamında ele alınmasının sebebi de budur.
Kamulaştırmanın neden ve amaç öğesini oluşturan “kamu yararı” ise özellikle Maden Kanunu 46/5 maddesi ve Kamulaştırma Kanunu 27. maddesi çerçevesindeki acele kamulaştırma işlemlerinde sorgulanmaktadır. Kamulaştırma Kanunu 27. maddesi uyarınca;
“3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın "10 uncu" Madde esasları dairesinde ve 15 inci Madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına "10 uncu Madde ye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya" yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Bu Kanunun 3 üncü Maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir”
Madde lafzından da anlaşıldığı üzere acele kamulaştırmanın yapılabileceği haller tahdidi olarak belirlenmiştir. Buna göre;
Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunmasına ihtiyaç olması, veya,
Aceleliğine Bakanlar Kurulunca karr alınacak hallerde, veya,
Özel Kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda acele kamulaştırma yapılabilecektir.

Kanun metninin tahdidi olarak belirtmiş olduğu hallerin bu şekilde sınırlandırılması, gerek kamulaştırmanın özel mülkiyet üzerindeki ağır etkisi gerekse mülkiyet hakkının yapısından kaynaklanmaktadır.
Acele kamulaştırmanın yapılabileceği hallerin belirtildiği kanun maddesinin, maden ve idare hukuku bağlamında en tartışmalı noktası hiç şüphesiz kamu yararı unsuru ile işletme ruhsatı sahiplerine tanınan ayrıcalık noktasında, eşitlik ve hukuka uygunluk dengesi bağlamında kendini göstermektedir. Anayasanın değiştirilemeyen ilkelerinden olan hukuk devleti ilkesi uyarınca devlet organlarının, yasadan alınmayan bir yetkiyi kullanmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinde acele kamulaştırma işlemlerinin dayanak maddesi olan Kamulaştırma Kanunu 27. maddesinin irdelenmesi gerekmektedir. Her ne kadar iptal davası konusu olması anayasal bir hakkın tasarrufu niteliğinde olsa da Maden Kanunu 46/5. maddesi uyarınca işletme ruhsatı sahiplerine, işletme ruhsatı safhasında, mülk sahibi ile anlaşmaması halinde Bakanlığa başvurma hakkı tanınmakla birlikte, idari işlemin konu öğesinin hukuka uygun olması halinde, verilen acele kamulaştırma kararının yasal zeminin bulunmadığını belirtmek Kamulaştırma Kanunun 27. maddesinin eksik incelenmesinin bir sonucudur.

Her şeyden önce genel itibariyle, maden hukuku gibi idari işlemlerin özel borç ilişkileri ile bu denli yakın ilişkide olduğu hukuk dallarında temel sorun mevzuatların yorumlanmasında idari ve/veya adli muhakeme yollarının karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Bu sebepten bir çok idari işlemin özel hukuk muhakemesindeki unsurları göz ardı edilmekte ve davalar özellikle usul yönünden kaybedilmekte, ve böylece usul ekonomisine de aykırılık teşkil sonuçlar doğabilmektedir.

Kaynakça: Giritli Bilgen Akgüner, İdare Hukuku, 2001 ( Kamulaştırmanın idare hukuku kapsamında irdelenmesine ilişkin bölümler yazarların kitabından alıntı yapılarak yayınlanmıştır)
Oğuzman,Seliçi, Eşya Hukuku, 1997 ( İrtifak, İntifa haklarına ilişkin bölümler yazarların kitabından alıntı yapılarak yayınlanmıştır)

Yazar: Avukat Şafak HERDEM, MBA GBS Avukatlık Bürosu

Tasarım - Luka Cvrk üzerine gen3 düzenlemesi.

sfy39587f11